1902-1918 | İstanbul’da Kürtçe basın

Bu bölümde, II. Meşrutiyet’le (1908) ilanıyla gelen ilk basın dalgası ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Cumhuriyet’ten önceki birkaç yıl içinde Kürtler ait, Kürtler tarafından Kürtçe, Osmanlıca, Türkçe çıkarılan yayınları ele alıyoruz.

Viyana – Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kürtler, ilk yayından itibaren kendi anadillerindeki bütün önemli ve dişe dokunur gazetecilik çalışmalarını, kendi coğrafyalarının dışında, “sürgün”de yapmak zorunda bırakıldı. Bu hal, çok uzun yıllar “Kürtçe basın”ın “kaderi” olageldi adeta. Kürtçe ya da Kürtlerin haklarını savunan Türkçe bir yayın mı yapılıyor, faaliyetin gerçekleştiği alan genellikle Kürdistan değildir. Önceki bölümde yer verdiğimiz, 1898’de ve Miqdat Midhad Bedirxan tarafından Kahire’de yayımlanan ilk Kürtçe gazete “Kürdistan” değil sadece, tarihin çok farklı dönemlerindeki çok sayıda örnek, bunu tartışmasız olarak ortaya koyuyor.

İlk Kürtçe gazete olan “Kürdistan”, 1902’de yayımına son verildi. Bu yıllarda Kürtçe basın açısından, “sürgün basını olmak”lığın yanısıra önemli bir özellik daha çıkıyor karşımıza: Kendi topraklarında boyatamayan Kürt gazeteciliği, Osmanlı devlet iktidarına karşı muhalefetin yükseldiği alanlarda boy atmayı deneyecekti hep. Kürtçe bir yayının, Kürtlerin yaşadığı coğrafyadan çok uzaklarda çıkarılmak ve yaşatılmak istenmesinin birçok dezavantajıyla yüz yüze kalarak! O alanlardaki genel olarak Kürt aydınları ve özel olarak gazetecileri, çıkardıkları Kürtçe yayınlara, Osmanlı monarşisine karşı hak ve özdürlüklerini kazanma temelinde kaderlerini ellerine almak isteyen başka dinamiklerle bir buluşma, çakışma ve yan yana durma işlevi yükleme çabasında da oldular.

II. Meşrutiyet’le (1908) ilanıyla gelen ilk basın dalgası

II. Abdülhamit‚in gittikçe artan baskıcı rejimine karşı, Askeri Tıbbiye’de okuyan gençler, 1889’da bir hareket başlattı. “İttihad-ı Osmani Cemiyeti” adıyla gizli bir dernek kurdular. Hareket, ilk “Jön Türk Hareketi”nden daha geniş bir kesimi kucakladı. Artan eylemler sonucu, II. Abdülhamit, 24 Temmuz 1908 günü II. Meşrutiyet’i ilan etti. II. Meşrutiyet ilan edilir edilmez, dönemin günlük dört büyük gazetesi ortak bir karar alıp, sansür uygulamasını kaldırdıklarını açıkladılar. Gazetelerin baskı sayısı, kısa sürede on binlerin üzerine çıktı. Öyle ki II. Meşrutiyet’in ilk üç yılında yayımlanan gazete ve dergi sayısı 500’ü buldu.

DEUTSCH | KURDISCHEPRESSEGESCHICHTE – 2 (1908 -1920)
——————————————————————————————

Osmanlı monarşisine karşı muhalefetin merkezi haline gelen İstanbul’un o günlerdeki havasını, Kürtler de tenefüs edecekti. Birçok alanda olduğu gibi, basın alanında onlar da diğer muhaliflerden geri kalmak istemedi. Kahire’de yayına başlayıp, sürekli şehir değiştirip bir sürgün yayın hayatı zincirine maruz bırakılan ilk Kürtçe gazeteden sonra, İstanbul’daki ilk Kürt/Kürtçe gazeteleri de yayımlanmaya başladı. Yani bu dönemde, Kürtler artık öyle bir tane yayınla da yetinmediler. 1908’de Şark ve Kürdistan, Kürt Teavün ve Terakki, Kürdistan; 1909’da ise Roji Kurd, Yekbun, Hetawi Kurd  yayımlandı. Aynı dönemde, Kürt coğrafyasına  baktığımızda çok fazla örnek bulamıyoruz, Diyarbakır’da çıkan Peyman var sadece.

II. Meşrutiyet de ilki gibi kısa sürdü ama, Kürtçe ve Kürtlere ait yayınlardaki o ilk dalga, Birinci Dünya Savaşı patlak verene kadar sürdü. Şimdi, bu dönemin yayınlarını tek tek yakından tanıyalım. Sonra, savaşın ardı sıra ikini bir dalga başlayacak ve bu da 1920’ye kadar devam edecekti.

1908 | “Şark ve Kurdistan” gazetesi: 1908′de yayın hayatına başlayan “Şark ve Kurdistan” gazetesi haftada iki kez çıkarılıyordu. Gazete, 4 sayfalıktı. Tüm yazılar, Arapça harflerle Türkçe’ydi. Gazetede ağırlıklı olarak Kürdistan’ın durumu, Bosna Hersek ve Hersek Kürtleri ile ilgili yazılar yer alıyordu. Sorumlusu Hersekli Ahmet Şerif, başyazarı Malatyalı Bedri idi. Gazetenin en etkin yazarları arasında Said-i Kurdî (Said-i Nursî) de bulunuyordu.

Eylül 1908 |“Kürt Teavün ve Terakki” gazetesi: İstanbul’da, II. Meşrutiyet’in sağladığı yeni ortamda, 19 Eylül 1908 günü “Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti” (Kürt Yardımlaşma ve İlerleme Cemiyeti) kuruldu. Kurucuları arasında Seyyit Abdülkadir, Emin Ali Bedirxan, Mehmet Şükrü Sekban ve Müşir Ahmet Paşa yer alıyordu. İşte bu cemiyet, 5 Aralık 1908 günü aynı adla bir de gazete çıkardı: “Kürt Teavün ve Terakki” gazetesi. Gazetenin sahibi Pîremêrd idi. Yazarları arasında Said-i Kurdî, Abdullah Cevdet ve Süleyman Nazif öne çıkmaktaydı. Haftalık bir periyodla ve sekiz sayfa olarak yayımlanan gazete, ancak dokuz ay (36 sayı) çıkabildi.

1908 | İkinci kez “Kürdistan” gazetesi: Yine aynı yıl (1908) ve yine İstanbul’da, ikinci kez “Kürdistan” adıyla bir gazete yayımlanmaya başladı. Bu da ilk gazete gibi, bir şekilde (yeni kuşak) Bedirxanların bir çalışmasıydı. Süreyya Bedirxan tarafından çıkarılan gazete, yaklaşık bir yıl kadar yayımlanabildi. 13 Nisan 1909 tarihinde kapandı.

Haziran 1913 |Osmanlıca ve Kürtçe “Roji Kurd” dergisi: İlk legal Kürt öğrenci derneği, 1912’de çok sayıda Kürt öğrencinin okuduğu Halkalı Ziraat Mekteb-i Alisi’nde kurulan “Kürt Talebe-i Hevi Cemiyeti” idi. Cemiyet, 6 Haziran 1913’de “Roji Kurd” adlı bir yayın organı çıkardı. Kürtçe ve Kürt edebiyatı ile ilgili yazıların yer aldığı Roji Kurd, Osmanlıca ve Kürtçe-Kurmanci olmak üzere iki dilli yayımlanıyordu. Her sayısı toplam 32 sayfadan oluşan dergide Süleymaniyeli Abdülkerim, Dr. Abdullah Cevdet, Kerküklü Necmeddin, Harputlu Hasan Basri, Fexrî, Süleymaniyeli Mesud, Diyarbekirli Nejdet, Fuad Temo, Fazıl Muxlîsê Millî gibi yazarlar vardı. Fakat, Süleymaniyeli Abdülkerim’in imtiyaz sahibi olduğu bu dergi, yalnızca 4 sayısı çıkabildi. 30 Ağustos 1913′te İstanbul Hükümeti tarafından yasaklandı ve yayımına son verildi.

Ekim 1913 | “Hetawî Kurd” dergisi: Sadece dört sayı çıkarılmasına izin verilen ve kapatılan Roji Kurd‘dan kapatılınca, aynı öğrenci gençlik kurumu, yani Kürt Talebe-i Hevi Cemiyeti, bu kez “Hetawî Kurt” (Kürt Güneşi) adıyla bir dergi çıkardı. Mukuslu Hamza yönetiminde 5 Ekim 1913 günü yayın hayatına başladı. Dergi, içerik olarak sosyal ve kültürel ağırlıklı bir yayındı. 1914 yılında, seferberlik ilan edilene kadar yayımlanmaya devam etti. Birinci Dünya Savaşı patlak verip de Hewî Cemiyeti mensubu aydınlar ve gençler de askere alınınca, dergi yayına son verilmek zorunda kalındı.

1913 | “Yekbûn” dergisi: Kürt Talebe-i Hevi Cemiyeti, 1913 yılında üçüncü bir yayın daha çıkarmıştı. “Yekbûn” adlı bu dergi de İstanbul’da yayımlandı. Yekbûn dergisinin ömrü de diğerleri gibi, sadece birkaç sayılık olabildi.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Cumhuriyet’ten önce

1914’de Birinci Dünya Savaşı başlayınca, bütün muhalif gazete ve dergiler gibi, Kürtlere ait yayınlar da kapatıldı. Savaşın sonra erdiği 1918 yılıyla içine girilen ise, eski devletlerin yıkıldığı ya da en azından yeni bir düzenlemeyle yüz yüze kaldığı, çok sayıda devletlerin kurulduğu önemli bir geçiş dönemiydi. Kürtler de yeniden gazete ve dergi yayımlama koşullarına bu dönemde kavuşacaklardı. Bu ikinci yayın dalgası 1920’ye kadar devam etti. Yer, yine İstanbul’du. Örneğin 1918’de “Jin”, 1919’da (üçüncü kez) “Kürdistan” adlı yayınlar çıktı.

Soldan: Seyyit Abdülkadir, Said-i Kurdî ve Abdullah Cevdet.

1918 | Gazî (Çağrı): Diyarbakır doğumlu Ekrem Cemil Paşa, İstanbul’da üniversite eğitimini yaparken, dönemin önemli Kürt aydınlarıyla tanışır ve basın çalışmalarında yer alır. İstanbul’da yayımlanan “Hevî” dergisine önemli katkılarda bulunan Ekrem Cemil Paşa, 1912 yılında, Lozan’da mühendislik eğitimine başlar ve orada Hevi’nin Lozan şubesini kurar.

Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Ekrem Cemil Paşa ve arkadaşları, savaşa katılmak için geri dönüş yaparlar. Ekrem Cemil Paşa önce Erzurum, ardından Muş cephesine gönderilir. Muş’ta bir çatışmada ağır yaralanır ve Diyarbakır’da tedavi altına alınır. İyileştikten sonra da Diyarbakır’da kalır ve burada bir “Kürdistan Cemiyeti”nin oluşumunda başat rol üstlenir. Yanısıra bir matbaa satın alır ve 1918’de “Gazî” (Çağrı) adıyla bir gazete yayımlamaya başlar. Ekrem Cemil Paşa kendi döneminde Kürtçe yazan az sayıdaki politikacıdan biridir. Kurduğu matbaada gazetelerin yanı sıra Kürtçe broşürler de basar.

1918 | Türkçe ve KürtçeJîn” dergisi: 1918 yılının sonbaharında, Kürdistan Teali Cemiyeti”nin yayın organı olarak yayımlanmaya başlanan Jîn dergisinin sorumluları ve yazarları arasında Mukuslu Hamza, Motkili Halil Hayalî ve Said-i Kürdî vardı. Türkçe ve Kürtçe (Kurmançca ve Soranice) yayımlanan dergi, ancak 25 sayı çıkabildi, bir yıl içinde kapatıldı.

1919  | İlk günlük Kürtçe gazete olarak “Jîn”: İlk Kürtçe gazete olan “Kürdistan”, önce on beş günde bir, son sayılarına doğru da ayda bir periyodla yayımlanmıştı. Dolayısıyla, günlük yayımlanan ilk Kürtçe gazete, 1919 yılında İstanbul’da çıkarılan “Jîn” gazetesi oldu. Jîn gazetesi,Jîn dergisinin kapatılmasından hemen sonra çıkarıldı. Kürtçe ve Türkçe olmak üzere iki dilli yayımlandı.Fakat, ne yazık ki ilk günlük Kürtçe gazete olan Jîn’in günlük periyodu fazla sürdürülemedi. Gazete, çok geçmeden haftalık bir yayına döndü ve“Kürt Teşkilatı İçtimaiye” örgütünün yayın organı olarak yaşamını sürdürdü.

1908-1920 arasındaki 12 yıllık dönemde, İstanbul’da Kürtler ait, Kürtler tarafından Kürtçe, Osmanlıca, Türkçe olmak üzere 10 kadar dergi ve gazete yayımlandı. 1898 yılında yayın hayatına başlamış ve 1902’da kapanmış ilk gazete olan ve Bedirxan kardeşler tarafından çıkarılan (birinci) Kürdistan gazetesinden sonraki yayınlara baktığımızda, bunların daha çok (“Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti”, “Kürt Hevi Örgütü”, “Kürt Teşkilatı İçtimaiye” gibi) kurumların yayın organları olduğunu görürüz.

(Devam edecek)

………………………………………
Yararlanılan Kaynaklar:
Malmisanij, Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ve Gazetesi
– Mehmûd Lewendî, Kürdistan Gazeteciliği’nin 100. Yılı, 1998

Vielleicht gefällt dir auch